Eskiden özel arabamız yokken, uçaklar bu kadar ucuz ve sık değilken, yani imkanlar daha kısıtlıyken otobüslerle yolculuk ederdik. Belki de seyahatin en keyifli kısmıydı bu otobüs yolculukları.
Kızım ile anneannesini Marmarisin dışında bir köyde ziyaret etmeye karar verdik. İstanbuldan uçak ile Dalaman’a, oradan Marmarise (yaklaşık 3.5 saat), oradan ise köye (yaklaşık 1 saat) gitmek benim için büyük eziyet gibi geldi. Sabahın ilk uçağını bile tercih edecek olsaydık köye varana kadar, yine bizim günün en sıcak saatlerinde yollarda olmamız anlamına gelecekti ve hiç tercih ettiğim birşey değildi.
Haftasonu arkadaşlarımızı ziyaret için Bursaya gitmişken gece oradan Marmaris otobüsüne binmeye karar verdik. Gece yolculuğu boyunca Paprikanın uyuyacağını tahmin etmeme rağmen onu bir kaç saat oyalayacak malzemeyi yine hazır ettim.
Gece 1 civarında bindiğimiz otobüsümüz zaten dolmuş ve çoğunluk da uyumaktaydı. Otobüslerin çok rahat olduğunu, çok geliştiklerini duyuyordum etrafımdan ancak bindiğimde kendimi uçakta gibi hissettim. TV, Radyo, her koltukta yastık ve battaniye ve kulaklık… zaten geniş olan koltukların araları daha da açılabilmekte. Okuma ışığı, emniyet kemeri, WC, çay-kahve servisi… (Bazılarınız bu kadın nerede yaşıyor diyebilir ama inanın son otobüs yolculuğumu belki 20 yıl evvel yapmıştım)
Cam kenarındaki koltuğumuzu yatırdım, bir kaç yastık ile sırtıma ve başıma iyi bir destek sağlayabildim. Uzun oturarak, kızımı (21kg) üzerime yatırdım.10 saatlik yolculuğumuzun 7 saatini böylece çok rahat uyku halinde geçirdik.
Molalarda mutlaka WC’ye gittik, market ve restorana da uğradık.
Daha evvel de bahsettiğim gibi yanımda sıkıldığı zamanlar için sunacak malzemeler de vardı: portatif dvd oynatıcısı, kendisinin toparladığı bir film koleksiyonu (3 uzun, 3 kısa filmden oluşan), çocuk şarkıları ile doldurulmuş bir mp3 çalar, küçük renkli kuru boyalar (çünkü onları kalem traşla açmak bile bir faaliyet) vs…
Özetle çevremde herkes bana “çılgın mısın, ne gerek var bu kadar zahmete?” derken, biz çok güzel bir yolculuk yapmış olduk.
Bir daha mı? Belki seneye, ikimiz yine iki koltuğu hala benzeri şekilde paylaşabilirsek…

Yanıtlayın