RSS

Bebek İsimleri II

Thu, Sep 11, 2008

0-2 Yaş, Genel, Manşet Yazı

Bebek İsimleri II

Önceki yazımın aşağıdaki yorum eklenmeden eksik kalacağını düşündüm.

24 Ocak 2005 yılında M. Serdar Kuzuloğlunun Radikal gazetesinde yayınlanan Sanal Alem köşesindeki yazıya istinaden Sayın Dursun Ali Öktel’in 3 bölümden oluşan yorumunu sunuyorum.

Çocuğa İsim Verme
Serdar Bey’e teşekkürle başlayayım. Çocuklardan ziyade bir varlığa isim vermek çok ciddi bir kültürel ve inançsal öğeler içermektedir. İsim, ait olduğu varlık üzerinde hakim bir baskıda bulunmakta ve onu anlam çerçevesiyle etkilemektedir. Biz buna ‘ismin tecellisi’ diyelim.
Eskiler çocuklara isim verirken pek çok konuyu göz önüne alarak bu işi yaparlardı. Sümerlerden beri isim ile o ismi taşıyan varlık arasındaki bağlara ilişkin pek çok tarihsel kayda ve hassasiyete işaret edilmiştir.
Son zamanlarda çocuklara verilen isimlere dikkat ediyorum. Bütün bu kültürel hassasiyetler göz ardı ediliyor. Bununla ilgili dikkat edilmesi gereken pek çok ayrıntı vardır. Eskiden çocuk ‘bu ismi taşıyamıyor’ denirdi ve çocuğun durumuna göre ismi değiştirilir, ondaki düzelmeler takip edilirdi.
Burada önemli olan şey şudur: Her mevsimde, her çocuğa her isim verilmez. Bazı isimler ‘ağır’dır; bazıları ‘yeğnik’. Bu isimlerle çocuğun toğum tarihi arasındaki nisbete dikkat edilmelidir.

‘Sert’ karakter taşıyan isimler, güz ve kış aylarında; ‘yumuşak’ karakter taşıyan isimler ise bahar ve yaz aylarında tercih edilmelidir. İsmin sertlik ve yumuşaklığını ‘anlamı’ belirler. Bu başlı başına bir konudur. Çocuklara eğer sert bir isim verilecekse bunun yanında mutlaka bir de yumuşak bir isim ilavesi yapılmalıdır. Bunlar yapılırken de çocuğun doğum zamanı esas alınmalıdır.
Mesela ‘elif’ ismi, hakkının verilmesi zor, ‘ağır’ bir isimdir. bu ismi taşıyanlar eğer sert bir doğum zamanına denk gelmişse ve yumuşatıcı bir yan isim taşımıyorsa; sert karakterli, kalın sesli, iletişimi zor, gurur ve kibir düşkünü olurlar. Onlarla kolay kolay iletişime giremezsiniz. Bunun gibi, Hasan, İdris, Adem, Kaya, Devrim, Tunç, Kâmil, Arif, Zeynep vb. isimler ağır isimlerdir ve eğer yukarıdaki hassasiyetlere dikkat edilmezse bu çocuklar haşarı, ele avuca sığmaz çocuklar olurlar. Bütün bunlar eskilerin hassas terazileri ile tarttığı konulardı.

İsim verme, bir yaşam tarzı, bir kimlik verme işidir. Bugünlerde isim verilirken tek dikkat edilen şey ya ismin ses değeri veya ‘kimsede olmasın’lığıdır. Fakat anne babalar, kendi kaprisleri yüzünden çocuklarının geleceği ile oynamaktadırlar. Mesela ‘aleyna’ adı bir kız çocuğuna verilirken, ölçü alınan nedir, ses değeri dışında? Bu isim Arapça bir edat, bir zamirden oluşmaktadır (yani isim bile değildir). Ve anlamı ‘bizim üzerimize’ demektir.Bir kız çocuğuna bu anlam ile hitap edildiğini düşünün?
isim verme ve bir ismi çağırma, o varlığa davetiye çıkarmadır ve bu işlem insan üzerinde derin etkiler uyandırır. Bu yüzden insanlar bazı adları ‘iyi’ adlandırmalara çevirirler. ‘Cin’ demezler, ‘iyi saatte olsunlar’ demeye çalışırlar, çünkü adlandırma varlıkla karşılaşmayı da getirir.
Eskilerin bu hassasiyeti, hiç de hafife alınacak cinsten değildir. Çocuklarına isim verenler bütün bu incelikleri dikkate alsınlar, almıyorlarsa bir bildikleri vardır/yoktur.

, , ,

Bu başlığın yazarı:

Handem - 98 adet başlık yayınlamıştır çocuklaHayat.

2003 doğumlu bir kız annesi. herşeyi bilmem. biraz dinlerim. tecrübelerimden öğrenirim. bildiklerimi söylerim.

Yazar ile irtibata geçin

Yanıtlayın