Daha doğrusu: "Size bahşedilen değerin farkına varın"
Birçok anne baba özellikle ikinci çocuğunu doğurmakta çekingen davranıyor. Akıllarında türlü soru işaretleri döneniyor: "ya ilk bebeğim gibiyse?", "ya ilk bebeğim gibi değilse?", "ilki çok rahattı – ikincisi kesin yaramaz olacak", "ben ablam ile kedi-köpek gibiydim, ikinci’ye hiç cesaretim yok"…
Henüz doğmamış bebeğinizden birine benzemesini veya benzememesini bekleyemezsiniz. İlk bebeğinizde de olduğu gibi ikincisine de klasik müzikler çalın, kitaplar okuyun, ihtiyacı olan ilgi ve şevkati verin o da kendine has kişiliği ile gelişecektir elbette. İkizlere tek tip kıyafet giydirilir ya… onlar aslında bireydirler – belkide aynı şeyleri giymekten hoşlanmıyordurlar. Kardeşlerin de bir kalıptan çıkmasını beklemeyin.
Büyük kızınız Legolar ile şaheser yapıtlar yaparken, küçük oğlunuz 4 yaşında bebekler ile oynamaya merak sarabilir. Ataerkil topluluğumuza "light" gelen bu durum çocuk gelişimi açısından aslında çok doğaldır. Müzik sever bir ailenin son bireyi herhangi bir enstrüman çalmak istemeyebilir. Koyduğunuz hedefe oranla çocuğunuza sevginiz ile ödüllendirmeniz, şevkat göstermeniz ona başarısız olduğu takdirde sevginizi hak etmeyeceğini düşündürür.
Her anne baba istemezmi dünyaca ünlü avukat oğlu, doktor kızı olsun? (Çok hassas olan sağlık konusuna yanaşmayacağım bile) Ancak hayallerinizdeki çocuk ile çocuğunuzu yarıştırmaya başladığınız anda gerçek çocuğunuz kaybetmeye mahkumdur. O git gide yükselen eşiklere yetişemez ve hep daha fazlasını isteyen insanoğlunu hayal kırıklığına uğratır. O noktadan itibaren kendi özgüvenini yükseltmek ve yeni başarılara koşmak onun için git gide zorlaşacaktır.
Çocuğunuzun sınıf arkadaşı veya kuzeni farklı ortamlarda, farklı şekillerde beslenirken, farklı gelişimler göstermiştir. Bugün bir sınava ikisi aynı miktarda çalışsalar bile sonuçlarının aynı olacağı anlamına gelmez. Daha evvel de örneklerini verdiğim çocuğun birey olduğunu kabul etmenin önemi burada tekrar kendini gösteriyor. Kendinizi de "diğer" anne babalardan farklılaştırma fırsatı yaratabilir, çocuğunuzun sonucunun ne kadar iyi veya kötü olduğuna değil – oraya giden süreçte nasıl davrandığına odaklanabilirsiniz.
En büyük şansımız “çocuk sahibi” olmaktır. Sürpriz paketinizden ne çıkarsa çıksın onun kıymetini bilin. Özürlü bile olsa o çocuğu sevmeyi ve kabul etmeyi öğrenmek gerekir. Çocuğunuzu zorla kendi hayallerinize uydurmaya çalışmayın boşuna zaman kaybedersiniz. Çocuğunuzu iyi gözleyin. Çocuğunuz 8 yaşına geldiğinde artık yeteneklerini net olarak görebilir, nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığını çok daha iyi anlayabilirsiniz.
Popularity: 3% [?]
İlgili yazılar: