Bir porsiyon gerçekten ne kadar?
Evrensel bir dertdir: yiyen çocuk / yemeyen çocuk. Ablam ve ben tam iki uçta olan farklı çocuklarmışız. Ablam yemediğinden 60′lı yılların sonunda olan imkanlar dahilinde balıkyağı ve benzeri iştah açıcı umutlar ile beslenmeye çalışılırken, 70′li yılların başlarında ben yemekte hiç zorlanmadığımdan yediğim kadar yedirilmişim.
Daha 6 aylıkken doktorum "bu çocuk rejime girmeli" kararını vermiş ama ömrüm boyunca fazla kilolu olduğumu söylemeye gerek var mı?
Hamile kaldığımda, içimde bir can büyütmenin sorumluluğu ile beslenmeme çok dikkat etmiş, doğduğundan itibaren de kızıma ayrıca özen göstermiştim. Ancak katı gıdalara geçtiğinde bütün özgüvenim birden gitti…
Ne vermem gerektiği konusunda hiç şüphem olmasa da ne kadar vermem gerektiği konusunda başvuru için güvenecek bir kaynak bulmakta zorlandım.
Sorup soruşturdukça: "bir iki yemek kaşığı", yarım avuç gösterilerek "şu kadar yeter" veya "bir küçük kase kadar" gibi yanıtlar pek afaki ve yetersiz geliyordu bana.
Paprika 2.5 civarındaydı yabancı bir kanalda beslenme üzerine bir programda 3 yaşındaki çocuğun midesinin ancak kendi yumruğu kadar olduğunu öğrendiğimde, kendimi aydınlanmış hissettim. Birden o güne kadar verdiğim porsiyonların ne kadar büyük olduğunu, gereksiz yemek kavgalarının yapıldığını anladım.
İlk işim çocuk tabak, kase ve bardakları almak oldu. Artık bizim kahvaltı tabaklarımızda bile yemek vermemeye dikkat ediyorum. Restoranlarda yarım porsiyonlar sipariş ediyor, gelen porsiyonların üzerinden bile kendimize aktarıyorum. Gözüme fazla gelen bir miktarın yarısını geçince "Doydun mu?" diye soruyor, olumlu yanıt alırsam yemesinde hiç ısrar etmiyorum.
Şimdi çocukları büyümüş ve gayet sağlıklı olan anneler ile yaptığım görüş alış verişlerinde verilen örnekler: "çocuğum yuvaya kadar sütten başka birşey yemedi, içmedi", "Deniz 10 yaşına kadar pizza ve sosis ile büyüdü" gibi örnekler veriliyor.
Özetle belki çocuğunuz sizin beklentiniz kadar yemiyor olabilir, ancak her zaman ne kadar yediği değil, ne yediği çok önemli .
Bu konu bitmez – araştırıp, yazmaya devam edeceğim…
Popularity: 4% [?]
İlgili yazılar:
- Midpoint, Bebek Geçen hafta çocuk parkından çıkıp, hemen cadde karşısında bulunan Midpoint'e öğle yemeği için gittik. Haftasonu olduğundan kahvaltı eden, kahvesini içen ve bizim gibi yemek için gelenler gibi karışık bir topluluk ile karşılaşmak mümkün....
- TGIF TGIF’in Etiler Şubesine kızımızla ilk gidişimiz 14 Şubat 2005 olmalı. Paprika artık çocuk sandalyesinde oturabiliyor, kendi kendine yemeğini de yiyordu. Bizim için şaşırtıcı bir akşam olmuştu. Daha evvel hiç çocukla ziyaret etmediğimiz bu restoran meğerse ne kadar çocuk dostuymuş? Kapıda balonlar ile karşılanan minik misafirler yerlerine oturduklarında onlara göre bir servis ve boyama kalemleri geliyor masaya. 3 seçenekli çocuk menüsünden alacağınız yemek, bir gofret veya çikolata eşliğinde geliyor. Restoran zincirinin kurumsal kimliği gereği çocuklar için bakacak, görecek, üzerinde konuşacak o kadar çok şey var ki… Garsonlar da çok ilgili ve güleryüzlüler. Bu restoranda ne kendiniz ne de çocuğunuz için en…...
- Hillside Beach Club, Fethiye 1994′den bu yana var olan Hillside Beach Club ülkemizin belki de önde giden işletmesidir. Tesis Kalemya koyunu çevreleyen tepenin eteklerine kurulu olduğundan, kademe kademe kesintisiz manzaraya sahip. Bir gidenin tekrar gitmek için türlü bahaneler aradığı bu tatil köyüne her dönüşünüzde yeni gelişmeler keşfetmek mümkün. İlk gidişimizde Paprikam henüz 18 aylıkdı. Bize talebimiz üzere plaja yakın, akşam animasyonundan gelebilecek seslerden uzak bir oda tahsis edilmişti. Öğlen saatlerinde kızımızı odada yatırıp, bebefon ile deniz kenarında rahatca oturabiliyorduk. Öğle yemeği, çay saati ve içecek servisi bize çok yakın olan Beach Bardan yapıldığından fazla hareket etmemiz gerekmiyordu. Odalar yamaca inşa edildiklerinden, bazı dik basamakları…...
Bundan böyle yemeklerinizin daha keyifli geçeceğinden eminim. Kısa zamanda kızın tok olma sorumluluğunu alacaktır. Ek olarak: ıspanaktan doyduğu zaman, arkasından pudingini yiyemeyeceğini de yumuşakca hatırlatmakta fayda var tabiiki.
Benim icin ne faydali oldu bu bilgi.. bende bundan sonra “doydun mu” diye soracagim 4 yasindaki kizima.. hep okuyorum aslinda cocuklarin doyma hislerini anlamalarini biz anneler olduruyormusuz yok sen bilemezsin ne zaman doydugunu ben bilirim edalarinda israr ederken.. ama kendime engel olamiyordum simdi yeni yil sozu veriyorum kendime ve kizima ona soylemeden tabii:-).. sayende Handem.. tesekkurler..