Yıllardır çeşitli yerlerden Santral İstanbul hakkında okuyorduk. Bu hafta sonu ailecek gitmeye zaman ayırabildik (nasıl olduysa?). Güvenlik kapısından geçtiğimizde kendimi Avrupanın ortasında buldum. Modern ve eski yapılar bir arada. Büyük yeşil alanların içinde düzayak ofisler, geniş geniş mekanlar… Kendimi başka bir zamanda hissettim nerdeyse.
Aracımızı park ettiğimiz yerden restorana kadar Paprika kaykayını kullandı. Keşke bisikletini götürseydik, parke taşlarda daha rahat kullanırdı. Restorana vardığımızda Otto Santral ve Tamirane adında iki mekanın olduğunu anladık… İstanbulun göbeğinde olup, kendimi daha bu kadar turist hissetmemiştim. Tamiranenin daha sıcak bir ortam olacağını düşünerek ve içeride oturan çocuklu aileleri de göz önünde bulundurarak, oraya girmeye karar verdik.
Yüksek tavanlı aydınlık mekan, tavandan ısıtılıyor. Serin ama rahat oturulur tamirhane ortamını korumak amaçlı duvarlarda borular, kablo yolları ve sayaçlar ile dekor tamamlanmış. Masa ve sandalyeler çok rahat. Bir kaç koltuk takımı, sehpa veya büyük gruplar için büyük masa da mevcut. Personel salopet tulumlar ile servis yapıyor.

Papatyam burayı çok beğendi, rahat tavırları bunu gösteriyordu. Bu ana kadar benim için de herşey çok güzeldi… bundan sonrası sizlerin yorumuna açık:
- Konsept dahilinde basitçe A4′e basılmış menüler ile gelen garson kızımız, menü verebileceğini ama bu menülere kahvaltının dahil edilmediğini belirtti
- Ezbere hemen iki kahvaltı tabağı, bir omlet, bir kakaolu süt, bir çay ve bir de tost siparişi verdim… ben su içeceğim dedim
- İlk gelen tost oldu
- Kakaolu süt pastalar için kullanılan kakaodan yapılmış… acımsı tadı nedeniyle içilmedi
- Çay da geldi… bu arada 12 el üç taş oynandı
- Omlet geldi
- (bekle bekle) kahvaltı tabakları geldi… yanında 3 top ekmek (iki kişi için)
Su bardağımın gelmediğini fark ettiniz değil mi? Sürekli garson kızımızı çevirip: "ekmek lütfen", "bardak lütfen", "sade süt lütfen" diye birşeyler istemek durumundaydım.
Paprikam kahvaltısını "süper" yaptığı için ona söz verdiğim çikolatalı ekmek sipariş vermek üzere kızımızı tekrar çağırdığımda "yok" yanıtı aldım. E bir de hesabı görünce…
Kızmadım, sinirlenmedim… Hayal kırıklığına uğradım! Bence bu en kötüsü..

Yanıtlayın