İnglürkçe, Türmanca belki de Fransürkçe…
Çevremize baktığımızda hepimiz Türkçeyi doğru konuşmak ve kullanmak için büyük özen gösteriyoruz. Herkes karşısındakini de kendi gibi bildiğinden… Türkçe % 100 doğru kullanılıyor değil mi? Değil!
Yaşamımızda ister istemez yerini alan ve aldığı alanı genişleten İnternet, uydu yayını, yabancı dergiler gibi yeni mecralar yabancı dilleri de bilmek, kullanmak zorunda bırakıyor. Sıkca kendinizi arkadaşınıza “bana bir mail at” veya “geçenlerde sana bir SMS göndermiştim” gibi çok basit tümceler kurarken yakalayabilirsiniz.
Özellikle çok dilli yetişen çocukların tuzağıdır bu ‘yeni lisanlar’ türevi. Bizim evimizde “Dişmacunu ist alle” veya “Ich möchte kein Portakalsuyu” çok olağan cümleler.
Ben büyürken ve yeni bir lisan öğrenirken annem beni ve ablamı çok sıkı tutardı bu konuda. Öyle Türmanca (Türkçe-Almanca karışık) cümleler kurmamıza izin verilmediği gibi, evde yabancı dil konuşulması kesinlikle yasaktı. Ancak bu şekilde yurtdışında ikimizin de anadilimizi düzgün öğrenebileceğimizden emin olabildi. 1985′de döndüğümüzde iletişimsizlik söz konusu olmadığından, dil bakımından adaptasyon sürecine de hiç gerek duymadık sanki.
Şimdi benim çift dilli yetişen çocuğuma yapabileceğim en iyi şey ne mi? Annem gibi Türmanca konuşmasına izin vermemek. O cümleye hangi dilde başladıysa, o dilde bitirmesine teşvik etmeli. Seneye İngilizceye başladığında İnglürkçe konuşmasına da izin vermeyeceğim. Neden mi?
- her bir dile ayrı hakim olsun
- dilleri birbirine katarak kendi kelime hazinesini kısıtlamasın
- ancak sonuca doğru iletişimin vardırdığına inandığımdan
- küçük yaşta büyük zenginliğe kavuşma şansını, farkında olmadan elinden kaçırmasın
- çok dilliliğin bir çocuğua bir duruma farklı bakış açılarının olabileceğini gösterdiğine inandığımdan
- belki de hepsinden önemlisi: bana çok dilliliğin sağladığı avantajlardan kızım da yararlansın
Popularity: 2% [?]
İlgili yazılar:
- Çok dilli Çocuk Başlık kulağa garip gelse de, ülkemizde yaygınlaşan bir akımın habercisidir. Gazetelere haber olan bu konu ile gerçekten ilgilenenlerin başvurabileceği kaynak pek az....
- Uykudan önce… (belki de gün arasında) Okumanın önemini anlatacak değilim. Sadece okumak değil, dinlemek de çok önemli. Miniğiniz dinlediği bir hikaye esnasında yeni kelimeler öğrenir, farklı karakterlerin farklı tepkileri ile karşılaşır, kendini bir karakterin yerine koyar, hayal dünyası genişler. Okuma zorluğu çeken çocuklara bol bol okutulduğu kadar, sizin de okumanız ona açıkladığım anlamlarda fayda sağlayacaktır. Bizim değişmez rutinimizde uyku öncesinde bir kitap okumak vardır. İstanbulda bir saat kadar sürebilen otomobil ile yolculuklarında da dinleme cd’leri çalmayı tercih ediyorum. Ardından ikimizin hikaye üzerinde konuşacak bir çok konumuz oluyor. Bazı durumlarda da (örneğin: doktora gitmek, uçağa binmek gibi…) bu hikayelerden destek alarak miniğime açıklamalar yapabiliyorum. Sizlere de ilham…...
- Evhamlımıyım ben? Dün beklenmedik bir anda gelen telefon ile her şeyi bırakıp, soluğu okulda aldım. Papatyamın 2 öğretmeninden biri aniden ayrılmaya karar vermiş, okul ise onun yerini alacak yeni öğretmen arıyormuş. Henüz deneme süresinde olan bir öğretmen ile bazı anneler karşılaşmış, hal ve tavırlarınından memnun kalmamışlar....
O yazın zaten defalarca okundu, kocaya okutuldu, destek alındı
Ayrıca da yorum yaparak kazandığım ve senin yolladığın kahve bugün (az önce) iş yerime ulaştı. Tekrar teşekkürler..
Evet İngilizce.. Ama benim merak ettiğim ve son zamanlarda yaptığım araştırmalar genellikle nasıl bir yol izlenmesi gerektiği üzerine.. Bulduklarım ise genellikle çocukların gelişimlerini nasıl etkilediği üzerine araştırmalar içeriyor..
Araştırma teklifin için teşekkür ederim. Bunca işinin arasında bunu önerebilmen büyük incelik. Ama beki gözüne takılan bir iki nokta olursa beni haberdar edebilirsin.. Teşekkürler..
Peki bu defa da benden bir soru.. Çift dilli çocukların eğitimleri üzerine bildiğin bir kitap var mı? Ben şimdilik Multilingual Matters Ltd’nin kaynakları olduğunu biliyorum. Çocuğunun eğitimi sürecinde senin okuduğun bir kitap var mıydı?
Neslihan, çok haklısın. Bana tavsiye edilen öncelikle kendimi hangi dilde en rahat hissediyorsam, çocuğumla o dili konuşmamdı. Yuvasında ilk döneminin sonuna yaklaşırken, herşeyi anladığını ama hiç konuşmadığını fark ettiğimizde ona benim de Almanca konuştuğumu, istediğim zaman iki dili de kullanabileceğimi göstermek için Almanca konuşmaya başladım. 6 ay sonra Paprikanın benim ile konuşmayı tercih ettiği dil Almanca oldu. Şimdi iki dili de rahatlıkla kullanabiliyoruz.
Ben de bir tercüman olarak, çocuğumu iki dilli yetiştirmek istiyorum.. Cümleyi başladığı dilde bitirme fikri bence de çok mantıklı.. Bir de anne ve baba değiştirmeden, hep aynı dilde konuşmalı, çocuk böylece dildeki tutarlılığı fark etmeli.. Ben en büyük faydasının, insanın bu küçük yaşında öğrendiklerini farketmeden öğrendiği için (özellikle diller konusunda) ileriki yaşlarda edilgen öğrenmenin getirdiği zorlukları yaşamadığına inanıyorum.
Neslihan, kendim için mi? Aslında hiç bu konuda kitap okumak aklıma gelmedi. Kendim rahatlıkla Almanca konuşabildiğimden ve yuvadan her tür soruma tatmin edici yanıtlar aldığımdan olsa gerek… Arzu edersen bu konuda araştırabilir, sana yanıt verebilirim. Özellikle tercih ettiğin bir dil var mı? İngilizce olduğunu doğru mu tahmin ediyorum?
Neslihan, ne demek? En sevdiğim konubaşlığı
Daha evvel yazdığım bu yazım sana faydalı olabilir mi?