Çocuğunu teknolojiye kontrolsüz maruz bırakan ebeveynlere kötü gözle bakılan bir dönemdeyiz.
Açıkcası çocuğun yaşına uygun ve dikkatlice davranmayan ebeveynler benim de eksi elektriğimi çekerler.
Hepimizden evvel çocuk sahibi olan yakın arkadaşım ve “bilgisayarcı” eşinin bu konudaki umursamaz davranışlarının, yıllar sonra kendim anne olup bilinçlendiğimde, ne kadar hatalı olduğunu gördüm.
Bir başka “bilgisayar ve internetci” arkadaşımız ise bebeğinin doğum itibariyle TV’nin ışıklarına doğru yöneldiğinden çok mutlu oluyordu. Sanırım 1.5 yaş civarında ise çocuğun bir animasyon filmini baştan sona seyretmesi için çaba sarf ediyordu.
Böylesi ‘entelektüel’ kişilerin minik yüreklerinin geleceği söz konusu olduğunda ne kadar cahilce davranabileceği beni çok şaşırtıyor.
Henüz 2-2.5 yaşındayken bilgisayarı açıyor, kapatıyor, yazı programında bir şeyler yazıyor… diye sevinen anne babalara üzülüyorum. Minicik çocuklarının beyninde suyun rahatlatıcı etkisi, böceğin altı bacağı veya toprağın yumuşak dokusu hakkında depolanacak alanda “düğmeye basıyorum – bir şey oluyor” bilgisi durmakta.
Sizce bu çocuklar büyüdüklerinde konsantrasyon süreleri ne olacak? Reklam, müzik videoları veya günümüzde rağbet gören her tür içeriğe sahip internet yayınlarından oluşan video klipler sayesinde hızla değişen görüntülere maruz kalan çocukların büyüdüklerinde 40-45 dakika süren derslerine odaklanmaları mümkün olacak mı? Oyun oynarken bebeğinizin arkasında çalışan TV’nin sesi onun düşünüklerine karışıp, odağını kaybettirmez mi?
Teknoloji çocuklarımızın sosyal ve motor gelişimlerini bozguna uğratabilecek büyük bir tuzaktır.
Gerçek insan ve eşyalar ile temas edip, etki / tepki ilişkisini tecrübe etmek varken, hayalgücünün sınırsız oyunlarından birini hayata geçirebilecekken ona neden düz bir cam karşısında hareketsiz bırakmak isteyesiniz?
Bir de madalyonun öbür yüzüne bakalım: teknoloji hayatımızın gerçeği! Sizlere ulaşabilmemin sebebi klavyem başında geçirdiğim saatlerdir. Kızımın beni kopyalamaması mümkün değil.
“Nasıl yani? Hem öyle diyorsun… ama böyle davranıyorsun?” dediğinizi duyar gibiyim.
1-3 yaş arası Paprikam sadece kahvaltı vaktinde BBC’de Teletubbies seyredebilirdi (eğer TV’yi açarsam, eğer sohbet etmiyorsak, eğer o an ilgisini çeken başka bir şey yok ise, eğer, eğer, eğer…). 3 Yaşından sonra bazı dünya klasiklerinden kısa bölümler veya 5-10 dakikayı geçmeyecek animasyonlar seyretmeye başladık. 4.5 Yaşına kadar süreler yavaşca uzayabildi ve 45 dakikada sınırlandı. Şimdi 5.5′u geçen kızım TV’yi, sadece seçtiğim kanallarda ve programlarda, sabah uyandığından evden çıkana kadar seyredebileceğini bilir. Öğleden sonra genellikle TV’ye yer yoktur. Oyun oynanır, kitap okunur, parka gidilir vs… Elektroniksiz hayat gayet mümkündür.
Fotoğraflarda gördüğünüz kızıma yaptığım, eski bir diz üstü bilgisayara yazdırdığım bir ekran görüntüsünü yapıştırmaktır. Bu *şey* ile saatleri, günleri geçiyor. Raporlar tutuyor, kısa e-postalar gönderiyor, uzun yola gittiğimizde “edge teknolojisi ile otomobilde” internet bile kullanıyor… hepsini hep aynı kağıt parçasına bakarak.
Popularity: 1% [?]
İlgili yazılar: