1 October 2009

E tamam belki bu değerlendirme tam otel ile ilgili olmayabilir ancak çocuklarınız ile her ne sebeple olursa olsun Frankfurta gitmek durumunda olursanız, tercih etmeniz gereken otelin bu olduğunu söyleyebilirim.

Her ne kadar Almanyada yaşamış biri olarak, kendimi o memlekette evimden farklı hissetmesem de, bilmediğim bir şehire giderken endişe duymuyor değilim. Çok ani bir karar ile bayram tatiline denk düşen, iki yılda bir yapılan IAA (Frankfurt Otomobil Fuarı)’yı ziyaret etmek amaçlı bir organizasyon yaptık.

Otomobil ile uyuyan, yaşayan, nefes alan eşim için bu sanırım benim Disney dünyalarına gitmem gibi bir durum ile ölçümlenebilir. Paprikamızın da faydalanması için onu ön planda tutan bir program yapmaya kararlıydık. Çalışan herkesin iş dünyası ile ilişkilendirdiği bu şehirde çocuklar için sayısız olanak varmış meğerse…

İnternet ve haritalardan gerçek mesafeleri anlayamadığımızı itiraf etmeliyim.

Oteli sadık internet servisim Tripadvisor sayesinde buldum. Burada aradığınız özelliğe göre (çocuklu aileler için, balayı için gibi) arama, sıralama yapmanız mümkün. Frankfurt Hayvanat Bahçesinin yakınında konumlanmış Alexander am Zoo sakin bir sokakta bulunuyor. Talep ve ek ücret karşılığında kapalı garajından da yararlanmak mümkün. Konaklama ve kahvaltı haricinde hizmetlerinden yararlanmadıysak da, genelde Avrupa şehirlerinde karşılaşacağınız en zengin kahvaltı büfesine sahip olduğundan eminim. Güne iyi bir öğün ile başlamak harika oldu.

2 dakikalık yürüyüş mesafesinde bulunan metro ile bir kaç durak mesafede bulunan merkez ve diğer ilgi çekici noktalara varmak mümkün.

Aslında şehrin bir ucundan diğerine yürümek de mümkün… Alışkanlıktan bir kaç gün metro ile oraya buraya gidip, son akşamımızda taksiye binseydik neredeyse aynı fiyata otelimizde olabileceğimizi keşfettik.

Vardığımız Cumartesi günü, Main nehri kıyısında bulunan Schaumainkai’da bitpazarı kurulurmuş. Turist olarak oradan alabileceğiniz fazla bir şey olmayabilir, ancak pazarın içinde kurulan Imbiss (ızgara yiyecek satış noktaları) görülmeye değerdi. Çocuklarının eski kıyafet, oyuncak ve kitaplarını satanlar, bisiklet tamir edenler, el yapımı mücevher sergileyenler… kalabalığın içinde keyifli bir iki saat geçirdik.

Yolumuzun üzerinde bulunan iletişim müzesinde beslenme konulu bir sergi sergilenmekteydi. “Nasıl yani?” diye düşünürken, aslında ne demek istedikleri çok açıktı: Sofrada iletişim. Yemek siparişi verirken, sofrada yemek yenirken, yemek sunulurken, pişirilirken… her anında iletişim söz konusu. Hepimiz için bunu yeniden keşfetmek ilginç oldu. Müzenin bir bölümünü çocuk atölyesi olarak tasarlamışlar. Yine iletişimi ön planda tutarak akıllı internet kullanımı, kartpostal tasarımı, baskı… kim müze gezmek ister ki? Ancak çocukları her saat başında, 1 saatliğine, veli eşliğinde, ücret karşılığında alıyorlar ve maalesef bu bizim programımıza hiç uymadı.

Pazar günü Frankfurta 1.5 saat mesafede bulunan Holiday Park‘a gitmeye kararlıydık. Sabah erkenden gitmek istediysek de kiralık otomobil ve navigasyon nedeniyle ancak öğlen varabildik. İçinde bir çok atraksiyon bulunan bu tematik park, yaş sınırı olmaksızın herkese uygun eğlenceler barındırıyor. Mevsim gereği çok kalabalık olmadığından, hiç sıra beklemeden binmek istediğimiz her makineye kolayca girdik. Özellikle su yollarında giden botlar ve variller ile olanlardan büyük keyif aldık. Tabii karınınız zil çalmaya başladığında fazla seçici olmak mümkün değil. Maksat doyayım diye bir şeyler yiyebiliyorsunuz ancak.

Pazartesi Otomobil fuarına giden babamız ile yollarımızı ayırdık.  Papatyam ile keyifli bir anne kız günü geçirmek üzere planlar yaptık… Alışveriş caddesine gidip, önceden gözüme kestirdiğim bir iki mağzaya girip ardından söz verdiğim gibi sinemaya gittik… Kısıtlı günümüz olduğu için aslında yine yolumuz üzerinde olan Çocuk Müzesi, bölgeye özel olan Struwwelpeter Müzesi veya Papageno Müzik Tiyatrosuna gidemedik. Aklım özellikle görme engelliler için tasarlanmış, biz görenlerin onlar durumunda nasıl hissedeceğimizi gösteren Dialog Müzesinde kaldı.

Karstadt ve Galerianın geniş kitap ve oyuncak reyonlarını raf raf inceleyerek, kızıma bu durumu telafi ettiğimi düşünüyorum.

Salı sabahı anne valizleri toplarken, baba kız tekrar yollara düşüp, hayvanları ziyaret etmeye niyet ettiler… Gelen okulların kalabalığı nedeniyle, sıra beklemek istememiş ve çocuk parkına gitmişler. Herhangi bir yolun üzerinde bulunabilen, geniş yeşil alanın ortasında, salıncak, tırmanma şeysi ve bir başka salantılı şeyden oluşan bir park bu kadar mı eğlenceli olabilir – anne baba oturup seyrederken bu kadar mı dinlenebilirler?

Özetle Frankfurt bir çok iş adamının gittiği şehir olabilir, ancak anne ve çocuğun da eşlik edebileceği bir şehir olduğu kesin. Mesafeler hiç uzak değil. Metro bağlantıları harika. Aslında bisiklet kiralayabilseniz en güzelini yaparsınız. 3 dolu gün karış karış gezdiğimiz Frankfurtun bize sunabileceği, henüz göremediğimiz daha çok özelliği olduğundan eminim. Her dükkanda, köşede bir memleketli ile karşılaşacağınızdan lisan bariyerini de dert etmenize gerek yok. Şansa kalan bir tek havanın durumu olur…

Popularity: 1% [?]

Paylaştıkça artan sevgi ve bilgidir:
  • Print
  • email
  • Add to favorites
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Posterous

İlgili yazılar:

  1. Sadece sevmek yetmez İletişimsizlik günümüz ailelerinin sıkça problem yaşadığı bir konu. Çocuklarıyla sevgiyle iletişim kurmaya çalışan birçok anne baba başarılı olamıyor. Aileler eğitilmediklerinden, nasıl davranacaklarını bilemiyorlar. Bir yol gösterici de olmadığı için, çocuklarına ulaşamıyorlar. Kendi hayatımdan kısa bir kesit: Erken ergen yaşlarımda annem…...
  2. Midpoint, Bebek Geçen hafta çocuk parkından çıkıp, hemen cadde karşısında bulunan Midpoint'e öğle yemeği için gittik. Haftasonu olduğundan kahvaltı eden, kahvesini içen ve bizim gibi yemek için gelenler gibi karışık bir topluluk ile karşılaşmak mümkün....
  3. Uykudan önce… (belki de gün arasında) Okumanın önemini anlatacak değilim. Sadece okumak değil, dinlemek de çok önemli. Miniğiniz dinlediği bir hikaye esnasında yeni kelimeler öğrenir, farklı karakterlerin farklı tepkileri ile karşılaşır, kendini bir karakterin yerine koyar, hayal dünyası genişler. Okuma zorluğu çeken çocuklara bol bol…...


Yorum Yok
  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın