Nasıl tarif etsem, ne başlık atsam derken bir kaç resim ve yararlarını sıralamaya karar verdim: herhangi bir günde hiç malzeme alışverişi gerektirmeden yapılabilir bir faaliyet eskileri yepyeni yapmanın keyifli bir yolu minik yüreğinizle aşçılık oynamanın bir başka yolu kısa sürede sonucunu alabileceğiniz bir faaliyet doğumgünü veya gelen misafirlere ikram edilebilir “yeni” boyalar biraz daha bilimsel yaklaşıldığında bir nesnenin katıdan sıvıya ve [...]
Okumaya devam...26. July 2008
Evrensel bir dertdir: yiyen çocuk / yemeyen çocuk. Ablam ve ben tam iki uçta olan farklı çocuklarmışız. Ablam yemediğinden 60′lı yılların sonunda olan imkanlar dahilinde balıkyağı ve benzeri iştah açıcı umutlar ile beslenmeye çalışılırken, 70′li yılların başlarında ben yemekte hiç zorlanmadığımdan yediğim kadar yedirilmişim. Daha 6 aylıkken doktorum “bu çocuk rejime girmeli” kararını vermiş ama ömrüm [...]
Okumaya devam...23. July 2008
Geçen hafta çocuk parkından çıkıp, hemen cadde karşısında bulunan Midpoint'e öğle yemeği için gittik. Haftasonu olduğundan kahvaltı eden, kahvesini içen ve bizim gibi yemek için gelenler gibi karışık bir topluluk ile karşılaşmak mümkün.
Okumaya devam...5. May 2008
TGIF’in Etiler Şubesine kızımızla ilk gidişimiz 14 Şubat 2005 olmalı. Paprika artık çocuk sandalyesinde oturabiliyor, kendi kendine yemeğini de yiyordu. Bizim için şaşırtıcı bir akşam olmuştu. Daha evvel hiç çocukla ziyaret etmediğimiz bu restoran meğerse ne kadar çocuk dostuymuş? Kapıda balonlar ile karşılanan minik misafirler yerlerine oturduklarında onlara göre bir servis ve boyama kalemleri geliyor masaya. [...]
Okumaya devam...
11. August 2008
0 Yorum